Doğduğun Yer Vatandaşlığını Nasıl Etkiler? En Sıra Dışı 7 Senaryo
Bir ülkenin vatandaşlığını kazanmanın birçok yolu vardır. Anne babanızın vatandaşlığı, evlilik, uzun süreli ikamet veya yatırım gibi yöntemler en yaygın olan...

Bir ülkenin vatandaşlığını kazanmanın birçok yolu vardır. Anne babanızın vatandaşlığı, evlilik, uzun süreli ikamet veya yatırım gibi yöntemler en yaygın olanlarıdır. Ancak işin içine doğduğunuz yer girdiğinde, özellikle de bu yer bir ülke toprağı sayılmıyorsa, işler bir anda karmaşık bir hukuk bulmacasına dönüşür. Çoğu insan hayatı boyunca bir hastanede doğar ve doğum belgesine doğduğu şehrin adı yazılır. Peki ya uçakta, Antarktika'da, hatta uzayda doğsaydınız? İşte karşınızda, doğum yerine bağlı vatandaşlık kavramının sıra dışı senaryolarını mercek altına alan, gerçek olaylarla dolu bir rehber.
Dünya genelinde vatandaşlık hukuku temel olarak iki prensip üzerine kuruludur: jus soli (toprak esası) ve jus sanguinis (kan esası). Jus soli, doğduğunuz toprakların vatandaşlığını otomatik olarak almanız anlamına gelir. Bu uygulama neredeyse tüm Amerika kıtasında yaygındır. Bunun tam tersi olan jus sanguinis ise anne ve babanızın vatandaşlığını miras almanızdır ve dünyanın büyük bir kısmında geçerlidir. Örneğin iki yabancı turistin İspanya'da bir bebeği olursa, bu bebek İspanyol değil, doğrudan ebeveynlerinin vatandaşlığını kazanır. İşte bu iki temel kural, sıra dışı coğrafyalarda birleştiğinde bürokrasinin ve uluslararası hukukun ne kadar ilginç çözümler üretebildiğini gözler önüne serer.
Antarktika'da Doğan 11 Bebeğin Sıra Dışı Hikayesi
Buzlarla kaplı bir kıtada dünyaya gelmek kulağa bir film senaryosu gibi gelse de, bugüne kadar Antarktika'da tam olarak 11 bebek doğdu. Bu doğumların hiçbiri tesadüf değildi; aksine, ülkelerin toprak iddialarını güçlendirmek için planlanmış stratejik hamlelerdi. İlk bebek, 1978 yılında Arjantinli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Emilio Marcos Palma'ydı. Aynı yıl bir başka Arjantinli bebek daha burada doğdu ve hatta yerinde vaftiz töreni düzenlendi. 1984 yılında ise bu kez Şilili bir ailenin bebeği Juan Pablo Camacho dünyaya geldi. Toplamda 8 Arjantinli, 3 de Şilili bebek bu buzul topraklarda gözlerini açtı.
Konuyu daha da ilginç kılan detay ise bu bebeklerin doğduğu bölgenin aynı anda Arjantin, Şili ve Birleşik Krallık tarafından hak iddia edilen bir bölge olmasıydı. Peki bu bebeklerin vatandaşlık durumu ne oldu? Sonuç oldukça basitti: Antarktika hiçbir ülkeye ait olmadığı için, toprak esasına göre vatandaşlık kazanmaları mümkün değildi. Birleşik Krallık'ın hak iddia ettiği bir bölgede doğmuş olsalar bile hiçbiri İngiliz vatandaşı olamazdı. Dolayısıyla bu 11 bebek, jus sanguinis prensibi gereği yalnızca ebeveynlerinin vatandaşlığını alabildi. Antarktika'da doğmak, size "Antarktikalı" bir kimlik kazandırmasa da, oldukça havalı bir doğum hikayesi bırakıyor.
Uçakta Doğan Bebekler: Gökyüzündeki Vatandaşlık Piyangosu
Popüler kültürde yaygın bir şehir efsanesi vardır: Eğer bir uçakta doğarsanız, hem o havayolunun bağlı olduğu ülkenin vatandaşı olursunuz hem de ömür boyu bedava bilet kazanırsınız. Gerçek ise bu kadar pembe değil, hatta neredeyse tamamen ülkeden ülkeye değişen karmaşık bir yasal zemine dayanıyor. Öncelikle vatandaşlık konusuna bakalım. Eğer doğum ABD hava sahasında gerçekleşirse, jus soli prensibi devreye girer ve bebek otomatikman Amerikan vatandaşı olur. Ancak doğum İspanya gibi bir ülkenin hava sahasında olduysa ve ebeveynler yabancıysa, bebeğin İspanyol vatandaşı olabilmesi için doğumdan sonraki ilk bir yılını İspanya'da geçirmesi gibi ek şartlar aranır.
Bazı ülkeler ise uçağın tescil edildiği ülkeyi esas alır. Örneğin uçak Fransa veya Norveç'te kayıtlıysa, doğan bebek doğrudan Fransız veya Norveç vatandaşlığı alabilir. Peki ya doğum yeri resmi evraklara nasıl işleniyor? Bu tamamen ülkenin nüfus kayıt sistemine bağlıdır. Gerçek bir örnek olan Shona Owen'ın pasaportunda doğum yeri olarak "Birleşik Krallık, Sussex, Mayfield'ın 10 kilometre güneyinde bir uçak" yazmaktadır. Gelelim bedava bilet meselesine: Bu ayrıcalık gerçekten var, ancak çok az havayolu şirketi bunu uyguluyor. Thai Airways, Air Asia gibi firmalar ömür boyu ücretsiz uçuş sunarken, Virgin Atlantic 21 yaşına kadar, Jazeera Airways ise 18 yaşına kadar bu imkanı sunuyor. Shona Owen ise British Airways'ten 18. yaş gününde Avustralya'ya iki adet birinci sınıf bilet hediye almıştı.
Görsel: Francis Ndagano Zigabe (Wikimedia Commons) · CC BY-SA 4.0
Uluslararası Sularda ve Gemilerde Vatansız Kalma Tehlikesi
Doğum uluslararası sularda, yani hiçbir ülkenin egemenlik alanına girmeyen açık denizlerde gerçekleştiğinde, temel kural yine ebeveynlerin vatandaşlığıdır. Ancak burada ciddi bir risk vardır: Eğer ebeveynlerin ülkesi, kendi toprakları dışında doğan çocuklara vatandaşlık vermeyen bir hukuk sistemine sahipse, bebek hiçbir ülkeye ait olamaz. Bu noktada devreye 1961 tarihli Vatansızlığın Azaltılması Sözleşmesi girer. Bu sözleşme, bebeğin vatansız kalmasını önlemek için, doğumun gerçekleştiği aracın (gemi veya uçak) kayıtlı olduğu ülkenin vatandaşlığının verilmesini öngörür. Peki ya araç hiçbir ülkede kayıtlı değilse?
Bu sorunun cevabı, eski Fransız milli futbolcu Rio Mavuba'nın hayat hikayesinde saklı. 1984 yılında Angola iç savaşından kaçan ailesi, bir tekneyle Fransa'ya gitmeye çalışırken Rio uluslararası sularda dünyaya geldi. Kayıtlı bir gemide doğmadığı için, Fransa'ya vardıklarında yetkililer ona uyruğu belirtilmemiş bir mülteci pasaportu verdi ve doğum yeri yalnızca "denizde doğdu" olarak kaydedildi. Rio Mavuba, 20 yaşına kadar resmi olarak vatansız kabul edildi. Neyse ki 20 yaşında Fransız vatandaşlığını almayı başardı ve bu sayede Fransa Milli Takımı'na kadar yükselen bir kariyer inşa edebildi. Vatansızlık, 25 farklı ülkede bir kadının kendi vatandaşlığını çocuğuna aktaramaması gibi yasalar veya Sovyetler Birliği ile Yugoslavya'nın dağılması gibi bir ülkenin haritadan silinmesi gibi tarihi olaylar yüzünden de ortaya çıkabilen dünya çapında ciddi bir sorundur.
Uzayda Doğum: Hukukun Ötesine Geçen Bir Başarı
Henüz gerçekleşmemiş olsa da, bir bebeğin uzayda doğması senaryosu günümüz hukukçularının üzerinde düşündüğü konulardan biridir. 1967 Uzay Antlaşması'na göre, tıpkı bir uçak veya gemide olduğu gibi, bir rokette doğum gerçekleşirse bebek roketin kayıtlı olduğu ülkenin yargı yetkisine tabi olur ve ebeveynlerinin ulusal yasalarına göre vatandaşlık kazanır. İşler, Uluslararası Uzay İstasyonu (ISS) gibi çok uluslu modüllerden oluşan bir yapıda karmaşıklaşır. İstasyondaki her modül farklı bir ülke tarafından inşa edilmiştir; örneğin ABD ve Japonya'nın ulusal modülleri varken, Columbus laboratuvarı Avrupa Uzay Ajansı tarafından yapılmıştır ve "Avrupa" diye bir ülke mevcut değildir.
Eğer doğum böyle bir modülde gerçekleşirse, hangi ülkenin hukukunun geçerli olacağını belirleyen net bir uluslararası yasa bulunmamaktadır. Eğer ebeveynlerin ülkesi toprak dışı doğan bebeklere vatandaşlık vermiyorsa, bu bebek teoride vatansız kalabilir. Yine de, böylesine tarihi bir olayın yaşanması durumunda, sırf bu başarının istisnai doğasından dolayı bebeğe bir vatandaşlık verilmesi çok daha yüksek bir ihtimaldir. Konu Ay'da veya Mars'ta doğuma gelince ise 1979 Ay Antlaşması'nda bu konuda hiçbir hüküm yoktur. Konuyla ilgili en yaratıcı öneri ise şudur: Ay'da doğan birinin uyruğu "Aylı", Mars'ta doğan birinin uyruğu ise "Marslı" olmalıdır.
Elçilikler, Vatikan ve 29 Şubat: Diğer Sıra Dışı Durumlar
Yaygın inanışın aksine, bir elçilik binası temsil ettiği ülkenin toprağı sayılmaz. Bu nedenle, yabancı bir ülkedeki elçilikte dünyaya gelen bir bebek, elçiliğin ait olduğu ülkenin vatandaşlığını kazanamaz; vatandaşlık tamamen elçiliğin bulunduğu ev sahibi ülkenin kanunlarına tabidir. Benzer şekilde, Vatikan Şehrinde bir hastane bulunmadığı için burada doğan insan sayısı yok denecek kadar azdır. Kayıtlara geçen iki örnekten aktör Carlo Gaddi ve film yapımcısı Vincenzo Labella'nın her ikisi de İtalyan vatandaşıdır. Vatikan'da doğmak, size otomatik olarak Vatikan vatandaşlığı getirmez, çünkü bu oldukça özel şartlara bağlıdır.
Son olarak, 29 Şubat'ta doğanların hikayesi ise tam bir bürokratik tatlı kaosudur. Artık yıl olmayan zamanlarda doğum gününü 28 Şubat'ta veya 1 Mart'ta kutlamak kişisel bir tercih meselesidir. Ancak iş yasal reşit olma yaşına geldiğinde durum ciddileşir. Bazı ebeveynler bebeklerini 1 Mart'ta kaydettirmeye çalışsa da, nüfus müdürlükleri hastane doğum belgesindeki tarihi esas aldığı için bu talepler reddedilir. Peki bir 29 Şubat bebeği yasal olarak ne zaman 18 yaşına girer? İspanya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde doğum gününüz 28 Şubat olarak kabul edilir, yani ehliyet almak için 1 Mart'ı beklemenize gerek kalmaz. Tam tersine İngiltere, ABD, Almanya ve Çin gibi ülkelerde ise yasal doğum gününüz 1 Mart'tır.
Bu konudaki diğer içerikler: Dünya haberleri
🔍 Bunlar da Merak Ediliyor
Antarktika'da doğan biri hangi ülkenin vatandaşı olur?
Antarktika hiçbir ülkeye ait olmadığı için, burada doğan bir kişi doğduğu topraklar (jus soli) üzerinden vatandaşlık kazanamaz. Bugüne kadar burada doğan 11 bebeğin tamamı, ebeveynlerinin vatandaşlığını (jus sanguinis) almıştır. Bir ülkenin hak iddia ettiği bölgede doğmuş olsalar bile bu durum değişmez.
Uçakta doğan bir bebek gerçekten ömür boyu bedava uçak bileti kazanır mı?
Bu büyük ölçüde bir şehir efsanesidir, ancak çok az sayıda havayolu şirketinin böyle bir jesti vardır. Örneğin Thai Airways ve Air Asia gibi firmalar ömür boyu ücretsiz uçuş hakkı tanıyabilirken, Virgin Atlantic 21 yaşına kadar, Jazeera Airways ise 18 yaşına kadar bu imkanı sunar. Çoğu büyük havayolu şirketinin böyle bir resmi politikası yoktur.
29 Şubat'ta doğanlar resmi işlemlerde ne zaman 18 yaşına girer?
Bu durum ülkenin yasalarına bağlıdır. İspanya, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi ülkelerde doğum gününüz resmi olarak 28 Şubat kabul edilir ve 1 Mart'ı beklemenize gerek kalmaz. Ancak İngiltere, ABD, Almanya ve Çin gibi ülkelerde yasal açıdan doğum gününüz 1 Mart'tır ve reşit olma gibi yasal işlemler için bu tarih beklenir.
Bir büyükelçilik binasında doğan çocuk o ülkenin vatandaşı olur mu?
Hayır, popüler inanışın aksine elçilik binaları temsil ettikleri ülkenin toprağı olarak kabul edilmez. Elçilikte doğan bir bebek, elçiliğin ait olduğu ülkenin değil, binanın fiziksel olarak bulunduğu ülkenin vatandaşlık yasalarına tabi olur. Vatandaşlık kazanımı için o ülkenin kendi kuralları (örneğin ebeveynlerin uyruğu) geçerlidir.


