?

Nedir Bunlar?

Ana sayfaya dön
Dünya📖 4 dakika okuma👁 1 görüntülenme

Trump'ın İran Açıklamaları ve ABD'nin İkili Oyunu: Tarih Ne Söylüyor?

Trump’ın son açıklamaları ortalığı karıştırdı: “Tahran’ın üzerinden istediğimiz zaman uçabiliriz, kimse bize bir şey yapamaz” sözüyle başlayıp İran’ın nüklee...

24 Haziran 2026
Paylaş:
𝕏
Twitter / X
💬
WhatsApp
Linki Kopyala
Trump'ın İran Açıklamaları ve ABD'nin İkili Oyunu: Tarih Ne Söylüyor?

Trump’ın son açıklamaları ortalığı karıştırdı: “Tahran’ın üzerinden istediğimiz zaman uçabiliriz, kimse bize bir şey yapamaz” sözüyle başlayıp İran’ın nükleer silah sahibi olamayacağını, füze kabiliyetinden tamamen yoksun bırakılacağını ve “adil bir anlaşma istediklerini” söyledi. Kulağa hem gözdağı hem de barış eli gibi gelen bu ifadelerin ardında aslında Amerikan dış politikasının ezber bir kalıbı yatıyor. Çünkü benzer sahneler Vietnam’dan Afganistan’a uzanan tarihte defalarca yaşandı.

Trump’ın “Obama yönetimi İran’a barış için parayla rüşvet verilebileceğini düşündü; anladıkları tek şey bir çekiç” sözleri de İran’dan gelen karşılıkla buluştu. İran Dışişleri Bakanlığı, mutabakat zaptının belirli maddelerinin uygulanması hâlinde nihai anlaşmaya yönelik müzakerelerin başlayacağını duyurdu. Peki sahne neden bu kadar tanıdık? Çünkü ABD kamuoyuna gaz verirken sahada başka ekiplerle çoktan el sıkışıyor.

Trump’ın Söylemlerinin Özü: Tehdit mi Müzakere mi?

Trump eş zamanlı olarak “uçabiliriz” diyor, “füze kabiliyetinden yoksun bırakıyoruz” diyor ama sonra “iyi gidiyoruz, adil bir anlaşma istiyoruz” diye ekliyor. Bu gelgit ilk bakışta tutarsız görünse de aslında emperyalizmin sınav kâğıdıdır. Tebdil-i kıyafetle dolaşan bir müzakere masası var; sert söylemler ise iç kamuoyuna “biz hâlâ patronuz” mesajı veriyor.

Teknik heyetler büyük ihtimalle çoktan başka şeyler konuşuyor. Trump’ın yükselttiği tansiyon müzakereleri baltalamak yerine İran’a “bak, masadan kalkarsan başına gelecek bu” demenin dolaylı yolu olabilir. Nitekim İran’ın ortaya koyduğu maddeler de bunu doğruluyor: 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerde mutabık kalınması hâlinde müzakerelerin ilerleyeceğini söylüyorlar. Bu maddeler tüm cephelerdeki operasyonların kalıcı olarak bitmesi, Lübnan’ın egemenliğinin güvenceye alınması, ABD’nin sınır yakınındaki güçlerini geri çekmesi, ticari gemi trafiğinin başlaması gibi somut taahhütler içeriyor. 10. ve 11. maddeler ise İran petrolüne, bankacılığına, sigorta ve nakliyesine muafiyet ile dondurulmuş varlıkların serbest bırakılmasını kapsıyor. Yani İran’a “dolar musluğunu açmayı” vaat eden bir paket.

Tarih Tekerrür Ediyor: Vietnam ve Afganistan’dan Dersler

Bu çift taraflı oyunun en net örneği Vietnam’da yaşandı. Gitmek üzere olan Güney Vietnam Başkanı Camp David’de ağırlanırken kendisine yeni asker ve silah yardımı sözü veriliyordu. O sırada Kuzey Vietnam heyetiyle çekilme metni imzalanıyor, Güney Vietnam’a gönderilen gemilerdeki uçak, helikopter ve araçlar denize itiliyordu. Askerler gemilere bindirilirken aynı günlerde ABD başkanı “çekilme kararı” aldı. Hani şu büyükelçilik damından kalkan son helikopter görüntüsü… İşte o perde arkası aldatmacanın tam fotoğrafıdır.

Trump'ın İran Açıklamaları ve ABD'nin İkili Oyunu: Tarih Ne Söylüyor? Görsel: United States Department of State (Wikimedia Commons) · Public domain

Afganistan’da da senaryo aynıydı. Biden, “Kabil hükûmetini asla yalnız bırakmayacağız, sonuna kadar yanlarındayız” açıklaması yaparken Katar’da Taliban ile teslim şartları görüşülüyordu. Kabil yönetimi, Amerikan askerlerinin elindeki silahları çekiçle kırdığını duymuş, ertesi gün anlaşma imzalanmıştı. Kalkmaya çalışan uçakların altına yapışan insanlar, pistten düşenler… Bu tablo Nixon’dan Biden’a bütün Amerikan başkanlarının ortak mirasıdır. Trump’ın bugün yaptığı da aynı tiyatronun yeni perdesi. “Dengesiz” dediğimiz söylemlerine bakıp yanılgıya düşmemek gerek; sistemin kendisi zaten dengesiz bir sadakatle çalışıyor.

Doların Gücü ve ABD’nin Gerçek Silahı

İran’a dayatılan mutabakat zaptının özünde doların cazibesi yatıyor. Nitekim daha önce 25 milyar dolarlık blokenin serbest bırakılması İran’da sevinçle karşılanmıştı. Düşünsenize, İran “kendi paramızı aldık” diye seviniyor ama aldığı aslında ABD’nin neredeyse sıfır maliyetle bastığı bir kâğıt. Petrol fiyatı dolar üzerinden belirlendiği, dünya ticaretinin yüzde 80’i dolarla yapıldığı ve ülkeler rezervlerinin yüzde 56’dan fazlasını dolarda tuttuğu sürece ABD’nin en büyük silahı ordusu değil, parasıdır. Yaptırımlarla boğduğu bir ülkeye dolar musluğunu açtığında o ülke elinizdedir.

Bu gerçek, İran’ın “füze kabiliyetinden yoksun bırakılma” sözüne neden boyun eğdiğini de açıklar. Çünkü İran için asıl tehdit askerî operasyon değil, ekonomik ablukadır. Amerikan yönetimi bu kartı iyi oynuyor. Vietnam’da yenilgiyi getiren de doların altına dayalı sistemin çöküşüydü; üstelik o dönemde Çin’e verilen tavizlerle bugünün “canavarı” yaratılmıştı. ABD, 1974’te Vietnam’a desteği kesmesi için Çin’e Dünya Ticaret Örgütü kapılarını açmış, ambargoları kaldırmıştı. Bugün “yarattığımız canavarla uğraşıyoruz” denilen Çin işte o kısa vadeli kurtarma projesinin ürünüdür.

Sonuç: Bugünü Kurtarmak, Yarını Yaralamak

Trump’ın “İran’ın nükleer programını hedef alan operasyonumuz gibi” diyerek tehdit savurmasına İran’ın mangalda kül bırakmayan şartları eklenince tablo netleşiyor. ABD, emperyal refleksle bugünkü krizi çözmeye odaklanmışken gelecekte yeni canavarlar yaratıyor olabilir. İran’a verilecek ekonomik tavizlerin bir gün Washington’a dönme ihtimali, tıpkı Çin’de olduğu gibi, dikkate alınmıyor. Çünkü Amerikan dış politikası tarih boyunca kısa vadeli çıkışlarla yürümüş bir makinedir.

Bu nedenle Trump’ın sözlerini “dengesizlik” diye yaftalayıp geçmek, emperyalizmin 50 yıllık senaryosunu küçümsemek olur. Perde arkasında aynı anda on ayrı masa kurulur; biri tehdit eder, diğeri kucak açar. Bizim gördüğümüz sadece kürsüdeki showdur. Asıl sorulması gereken, İran bu maddeleri kabul edip dolar bolluğuna kavuştuğunda yarın hangi “canavar”ın inşa edildiğidir. Bu süreçte Avrupa Birliği'nin küresel rolü ve Umman'ın bölgesel barış çabaları da dikkatle izlenmesi gereken diğer gelişmeler arasında yer alıyor.


Bu konudaki diğer içerikler: Dünya haberleri

🔍 Bunlar da Merak Ediliyor

Trump son İran açıklamalarında ne söyledi?

Trump, Tahran üzerinde istedikleri gibi uçabileceklerini, İran'ın nükleer silah edinemeyeceğini ve füze kabiliyetinden yoksun bırakılacağını söylerken, aynı zamanda adil bir anlaşmadan yana olduklarını ve sürecin iyi gittiğini belirtti. Açıklamaları hem tehdit hem de müzakere sinyali içeren çift yönlü bir dil taşıyor.

İran müzakere şartı olarak hangi maddeleri öne sürdü?

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Bekai, mutabakat zaptının 1, 4, 5, 10 ve 11. maddelerinin uygulanması durumunda müzakerelerin başlayacağını söyledi. Bu maddeler arasında tüm cephelerdeki operasyonların kalıcı olarak bitmesi, Lübnan'ın egemenliğinin güvenceye alınması, ABD güçlerinin geri çekilmesi, ticari gemi trafiğinin serbest bırakılması ve İran'ın dondurulmuş varlıklarıyla petrol, bankacılık gibi sektörlere muafiyet tanınması yer alıyor.

Vietnam ve Afganistan örnekleri Trump'ın İran politikasıyla nasıl benzeşiyor?

Her iki örnekte de ABD, kamuoyuna müttefikini terk etmeyeceğini söylerken aynı anda düşmanla çekilme anlaşmaları imzaladı. Vietnam'da Güney Vietnam'a silah yardımı vaat edilirken Kuzey ile çıkış görüşmeleri yapılmış, Afganistan'da Kabil hükûmetine 'sonuna kadar yanınızdayız' denirken Taliban'la teslim anlaşması imzalanmıştı. Trump'ın İran'a yönelik tehditleri de bir yandan sertlik gösterisi yaparken diğer yanda teknik heyetler aracılığıyla pazarlık yürütüldüğüne işaret ediyor.

ABD'nin dolar üzerindeki gücü İran müzakerelerini nasıl etkiliyor?

Dünya ticaretinin yüzde 80'inin dolarla yapılması ve ülkelerin rezervlerinde doları yoğun tutması, ABD'ye büyük bir koz veriyor. İran'a yaptırımlarla ekonomik abluka uygulayıp ardından dondurulmuş 25 milyar dolarlık varlıkları serbest bırakmak, İran için büyük bir kazanım gibi algılansa da aslında bu, ABD'nin neredeyse maliyetsiz bastığı parayla ülkeyi sisteme bağlaması anlamına geliyor. Bu mekanizma, askerî güçle elde edilemeyen tavizlerin ekonomik yolla alınmasını sağlıyor.

Bugünkü İran yaklaşımı Çin'in yükselişiyle nasıl bir paralellik taşıyor?

1974'te Vietnam'dan çekilirken Çin'in desteğini kesmesi karşılığında ona Dünya Ticaret Örgütü kapısı açılmış ve ambargolar kaldırılmıştı. Kısa vadede sorunu çözen bu adım, uzun vadede ABD'nin bugün karşısında rakip olarak gördüğü Çin'in doğmasına yol açtı. Benzer şekilde, İran'a ekonomik tavizler verilerek kısa vadeli bir çözüm aranması, gelecekte farklı bir güç dengesine zemin hazırlayabilir.

← Diğer makalelere bak
Paylaş:
𝕏
Twitter / X
💬
WhatsApp
Linki Kopyala

Dünyaİlgili Makaleler