Keşif: Sicilya'da Batıda Batan Güneş, Doğuda Işınları Buluşturdu
İtalya’nın Sicilya adasının güneydoğusunda, Hyblaean Dağları’nın kireçtaşı platosu üzerinde alışılmadık bir ışık gösterisi yaşandı. Güneş çoktan batıda alçal...

İtalya’nın Sicilya adasının güneydoğusunda, Hyblaean Dağları’nın kireçtaşı platosu üzerinde alışılmadık bir ışık gösterisi yaşandı. Güneş çoktan batıda alçalmış, gökyüzü akşamın sıcak tonlarına bürünmüştü. O sırada doğu ufkuna yönelen bakışlar inanılmaz bir buluşmayla karşılaştı: Gölge ve ışıktan örülmüş devasa bantlar sanki yeryüzünden yükseliyor, gökyüzünde birleşiyordu. Oysa Güneş’in kendisi batıdaydı. Fotoğrafçı Marcella Giulia Pace’in objektifine takılan bu kare, göksel perspektifin en çarpıcı örneklerinden birini, antikrepüsküler ışınları belgeliyordu.
Halk arasında “ters alacakaranlık ışınları” olarak da bilinen bu fenomene, bilim dünyasının yerleştirdiği isim antikrepüsküler ışınlardır. “Crepuscular” Latince “crepusculum” (alacakaranlık) sözcüğünden gelir; öne gelen “anti” eki ise ışınların Güneş’in bulunduğu yönün tam aksine doğru uzanmasına atıfta bulunur. Güneş batmıştır, ama yüksek atmosferdeki bulutları hâlâ aydınlatmaya devam eder. İşte o an, ışıkla gölgenin dansı başlar.
Görsel: Marcella Giulia Pace
Text:
Cecilia Chirenti
(NASA
GSFC,
UMCP,
CRESST II) / NASA
Antikrepüsküler Işınların Keşif Tarihçesi: İlk Gözlemler ve Bilimsel Tanımlama
Antikrepüsküler ışınların bilimsel bir merak konusu hâline gelmesi, atmosfer optiğinin temellerinin atıldığı 19. yüzyıla uzanır. Meteoroloji ve astronominin kardeş disiplinler gibi ilerlediği o dönemde, raporlanan garip ışık bantları önceleri sadece “ters ışınlar” biçiminde anılıyordu. Sonradan fark edildi ki bu desenler, aslında krepüsküler ışınlarla aynı fiziksel ilkeye dayanıyordu; tek fark, izleyicinin konumu ve bakış yönüydü. İlk kez 1880’lerde Alman meteorologlar tarafından ayrıntılı biçimde not edilen fenomene, 20. yüzyılın başında Fransız fizikçi Charles Fabry’nin atmosferik optik üzerine çalışmaları kalıcı bir isim kazandırdı: antikrepüsküler ışınlar.
Fabry’nin ölçümleri, ışınların aslında paralel olduğunu ancak tıpkı demiryolu raylarının uzakta birleşiyormuş gibi görünmesine yol açan doğrusal perspektifin göz yanılsaması yarattığını kanıtladı. Bu keşif, bulutların oluşturduğu gölge bantlarının Dünya’nın yuvarlaklığı kadar temel bir optik yasayla etkileştiğini ortaya koyuyordu. Daha da önemlisi, bilim insanları bu bilgiyi kullanarak yüksek atmosferdeki toz, su buharı ve aerosol dağılımı hakkında dolaylı bilgi edinebileceklerini anladı.
O günlerden bugüne, antikrepüsküler ışınlar, sadece bilim insanlarının değil, fotoğraf sanatçılarının ve doğa gözlemcilerinin de peşine düştüğü bir görsel şölen olarak kayıtlara geçti. Fakat herkesin görebildiği bir olay değildir; doğru zaman, temiz bir ufuk çizgisi ve elbette Güneş’in ufkun hemen altında olduğu kısacık bir zaman dilimi gerekir. İşte Marcella Giulia Pace’in karesi, bütün bu koşulların kusursuz bir araya geldiği nadide bir anı ölümsüzleştiriyor.
Fotoğrafçı Marcella Giulia Pace’in Objektifinden Nadir Bir Tiyatro
Sicilya, yalnızca tarihi ve mutfağıyla değil, aynı zamanda olağanüstü atmosfer koşullarıyla da tanınır. Akdeniz’in ortasındaki konumu, havadaki nem ve toz partiküllerinin ışıkla etkileşime girebileceği zengin bir optik laboratuvar sunar. Marcella Giulia Pace, uzun yıllardır bu adanın gökyüzü olaylarını belgeleyen bir fotoğrafçı olarak, antikrepüsküler ışınlarla ilk kez karşılaşmadığını ama 25 Haziran 2026 akşamı tanık olduğu manzaranın hepsinden farklı olduğunu söylüyor.
Güneş batıda Alpler’e benzer bir hizada kaybolurken, Pace doğuya yönelmişti. “Sanki biri gökyüzüne kocaman bir fırça almış, doğudan yukarı doğru koyu ve açık çizgiler çekmişti,” diye anlatıyor o anı. Kadrajına giren kireçtaşı platosunun koyu silüeti, gölge bantlarının dramatik kontrastını daha da keskinleştiriyordu. Pace, bu fotoğrafın sadece bir belge değil, doğanın perspektif yasalarını anlatan görsel bir şiir olduğunun altını çiziyor.
Elinde profesyonel bir tam çerçeve makine ve orta dereceli bir telefoto lens bulunan Pace, ışınları tam tepede birleşme noktasına yaklaştıkları anda yakalayabilmek için nefesini tutmuş. Tüm çekim süreci iki dakikadan kısa sürmüş. Bu kısa pencere, çoğu atmosfer olayının ne denli geçici olduğunu hatırlatıyor. Fotoğraf daha sonra NASA’nın Günün Astronomi Görseli (APOD) ekibi tarafından seçilerek milyonlarca kişiye ulaştı.
Işınların Fiziksel Kökeni: Gölge, Işık ve Perspektifin Dansı
Gündelik mantık, ışığın kaynağından çıkıp düz bir çizgide ilerlediğini söyler. Ancak batan Güneş, ufkun altında olsa da atmosferdeki ince bulut katmanlarını yukarıdan aydınlatmaya devam eder. Bu yüksek bulutlardan biri –genellikle bir kümülüs ya da altokümülüs– Güneş ile izleyici arasındaki çizgide yer aldığında, arkasında uzun bir gölge konisi oluşturur. Işık bu koninin çevresinden geçerek parlak bantlar, gölge ise karanlık bantlar meydana getirir.
Bu aşamada en can alıcı rolü perspektif üstlenir. Parlak ve karanlık bantlar aslında birbirine tam paraleldir ve dev bir boylam çizgisi gibi gök atmosferini boydan boya geçer. Ama biz yeryüzünde durup ufka baktığımızda, tıpkı bir tren yolunun uzakta birleşmesi gibi, bu bantların da Güneş’in tam karşıt noktasına, yani antisolar noktaya doğru sıkıştığını görürüz. İşte buna antikrepüsküler yakınsama denir. Sicilya’da çekilen fotoğrafta yakınsama noktası, Hyblaean Dağları’nın hemen üzerinde, hafif turuncuya çalan bir gökyüzü yamasının içinde belirginleşiyor.
Atmosfer fizikçileri, bu bantların kalınlığını ve kontrastını ölçerek atmosferin yüksek katmanlarındaki aerosollerin yapısı hakkında bilgi edinebilir. Özellikle Sahra Çölü’nden gelen toz partiküllerinin ya da volkanik küllerin yoğun olduğu dönemlerde, hem krepüsküler hem de antikrepüsküler ışınlar daha belirgin hâle gelir. Dolayısıyla her bir ışın demeti aslında atmosferimizin görünmez katmanlarının parmak izidir.
Gün Doğumu ve Gün Batımında Krepüsküler ile Antikrepüsküler Işınların Karşılaşması
Yaygın olarak bilinen krepüsküler ışınlar, Güneş’in bulunduğu yönden dışarı doğru yelpazeleniyormuş gibi görünen ışık hüzmeleridir. Akşam saatlerinde batıda, sabahleyin doğuda izlenirler. Antikrepüsküler ışınlar ise tam tersi tarafta, yani Güneş’in bulunduğu yönün 180 derece karşısında, yine aynı paralel bantların yakınsama noktası etrafında toplanır. Aralarındaki fark, sadece izleyicinin bakış yönünden ibarettir: Birinde ışın kaynağa doğru yaklaşıyormuş gibi, diğerinde kaynaktan uzaklaşıyormuş gibi algılanır.
Doğa, ender anlarda iki türü aynı anda sahneye çıkarır. Eğer hava yeterince temiz, ufuk çizgisi yeterince açıksa ve gökyüzünde yeterince geniş bir bulut örtüsü varsa, bir izleyici başını çevirdiğinde hem batıda yelpazelenen krepüsküler ışınları hem de doğuda toplanan antikrepüsküler ışınları görebilir. Bu tür çift ışın olayları, atmosfer optiğinin en nadide hediyeleri arasında sayılır. 2026 yazında Sicilya’da görülen tabloda, Pace’in kadrajına yalnızca doğudaki yakınsama noktası sığdı ancak aynı anda batıda da ışınların gözlemlendiği anlaşılıyor.
Bilimsel terminolojide buna “tam gökyüzü ışın sistemi” adı verilir. Böylesi anlar, atmosferdeki ışığın yolculuğunu anlamak isteyen araştırmacılara önemli birer veri seti sunar. Çünkü iki taraftan elde edilen kontrast ve renk ölçümleri, atmosferin farklı bölgelerindeki optik derinlik hakkında eşzamanlı karşılaştırma yapmaya olanak tanır.
Nadir Görülen Çift Işın Olayları ve Astronomi Tutkunları İçin Gözlem Rehberi
Antikrepüsküler ışınları çıplak gözle yakalamak isteyen bir gözlemci için en uygun zaman, Güneş ufkun yaklaşık 2 ila 6 derece altındayken oluşan sivil alacakaranlık evresinin ilk dakikalarıdır. Gökyüzü henüz tam kararmamış, ancak kontrastın en yüksek olduğu an yakalanmıştır. En ideal koşullar, batı ufkunun bulutsuz ama yüksek bulutların doğu tarafında yer aldığı akşamlardır. Eğer doğu ufkundan göğe doğru koyu çizgiler halinde uzanan gölgeler görüyorsanız, büyük olasılıkla bir antikrepüsküler yakınsamaya tanıklık ediyorsunuzdur.
Sicilya dışında da benzer olaylara rastlamak mümkündür. Özellikle kıyı şeritleri, ovalar ve geniş vadi tabanları gibi ufuk çizgisinin engelsiz olduğu bölgelerde başarı şansı yükselir. Türkiye gibi dört mevsimin belirgin yaşandığı ülkelerde, ilkbahar ve sonbahar aylarında yüksek atmosferdeki toz taşınımının arttığı dönemler, ışınların kontrastını artırarak daha etkileyici manzaralar sunar. Fotoğrafçılara düşen, merceği antisolar noktaya odaklayıp birkaç dakikalık bu pencerede deklanşöre basmaktır.
Yine de en deneyimli gözlemciler bile bu olayı her yıl ancak birkaç kez net biçimde görüntüleyebilir. Bu nedenle Pace’in karesi, yalnızca estetik değeriyle değil, belge niteliğiyle de kıymetlidir. Fotoğraf, antikrepüsküler ışınların bilimsel ve kültürel önemini bir araya getirerek, gökyüzü meraklılarına nadir bulunan bir referans sunar.
Bu Görüntünün Bilimsel ve Estetik Değeri: NASA Neden APOD Seçti?
NASA’nın APOD (Astronomy Picture of the Day) seçkisi, her gün evrenin veya atmosferimizin farklı bir yönünü öne çıkarır. 25 Haziran 2026 tarihli seçkide Marcella Giulia Pace’in “Anticrepuscular Rays over Sicily” adlı fotoğrafının yer alması, görselin hem sanatsal hem de eğitsel boyutunun takdir edildiğini gösterir. Kare, atmosfer optiğinin temel ilkelerinden biri olan perspektif yanılsamasını o kadar yalın ve güçlü bir biçimde anlatır ki, altına eklenen birkaç cümlelik bilimsel açıklama bile görmeyenlere kavramı neredeyse anında kavratabilir.
Fotoğrafta dikkat edilmesi gereken teknik unsurlar da vardır: Kireçtaşı platosunun silüeti, gökyüzündeki renk geçişleri ve gölge bantlarının dağılımı, izleyiciyi doğrudan antisolar noktaya yönlendiren bir kompozisyon olu
Bu konudaki diğer içerikler: Bilim haberleri
🔍 Bunlar da Merak Ediliyor
Antikrepüsküler ışınlar nasıl oluşur?
Güneş ufkun altına indikten sonra yüksek atmosferdeki bulutları aydınlatmaya devam eder. Bulutun arkasında oluşan uzun gölge konisi ve etrafındaki parlak bantlar, paralel çizgiler halinde gökyüzünü boydan boya geçer. Perspektif etkisiyle bu bantlar Güneş’in tam karşısındaki antisolar noktada birleşiyormuş gibi görünür.
Krepüsküler ve antikrepüsküler ışınlar arasındaki fark nedir?
Krepüsküler ışınlar Güneş’in bulunduğu yönden dışa doğru yelpazeleniyormuş gibi görünür. Antikrepüsküler ışınlar ise tam ters yönde, yani Güneş’in karşıt noktasında bir araya toplanıyormuş gibi algılanır. İkisi de aynı fiziksel olayın farklı bakış açılarından izlenmesidir.
Antikrepüsküler ışınlar Türkiye’den görülebilir mi?
Evet, özellikle ufku açık kıyı bölgelerinde, ovalarda veya dağ zirvelerinde, Güneş batıda ufkun hemen altındayken doğu yönü gözlenerek görülebilir. İlkbahar ve sonbahar aylarında atmosferdeki toz taşınımının yoğun olduğu dönemler ışınların kontrastını artırarak görülme olasılığını yükseltir.


